Keşfet

#ailedan

#ailedan hashtag'i içeren 6 viral içerik. Tüm platformlar, izlenmeye göre sıralı.

Toplam Video
6
Toplam İzlenme
33.7M
TikTok
2
Instagram
4
YouTube
0

TikTok, Instagram ve YouTube'da #ailedan etiketini kullanan 6 viral video toplam 33.7M izlenmeye ulaştı; ortalama etkileşim %2.33. Bu etikette en aktif platform Instagram. Vosscore, #ailedan içeriğinin zaman içinde nasıl performans gösterip büyüdüğünü — şu an hangi videoların, üreticilerin ve ilgili etiketlerin işe yaradığını — izler.

📷
Instagram
🔥 89
Instagram
15.6M+1.2M/h
Kıskançlık sıklıkla kontrol etme arzusuyla iç içe seyreder. İlişkide güvensizlik artıp kontrol ihtiyacı yükseldiğinde kişi partnerini sürekli sorgular, ilişkideki dengeyi bozar. Örneğin bazı kişiler kıskançlıkla baş edemediklerinde romantik ilişkilerinde aşırı müdahaleci ve kontrolcü davranır; partnerinin her hareketini sorgular ve sürekli sadakat ararlar. Bu tarz kontrolcü tutumlar, zamanla karşıdaki kişide da baskı hissettirerek ilişkide kopmalara yol açabilir. Kıskançlık Çift İlişkisine Nasıl Yansır? Sağlıksız Yansımalar •Sürekli sorgulama •Telefon / sosyal medya kontrolü •Hesap sorma, açıklama bekleme •“Benim sınırlarım” adı altında kısıtlama •Suçlama ve güvensizlik dili 🔁 Döngü şudur: Kıskandıkça baskı artar → Baskı arttıkça mesafe oluşur → Mesafe arttıkça kıskançlık daha da büyür Kıskançlık, çift ilişkilerinde iki ucu keskin bir bıçak gibidir. Sağlıklı (ılımlı) kıskançlık, ilişkide sevgi ve bağlılığın bir göstergesi olarak görülebilir. Çalışmalara göre tepkisel kıskançlık –yani partnerin sevgisini kaybetme korkusuyla ortaya çıkan ölçülü kıskançlık– ilişkide aşk ve ilginin bir işareti sayılmıştır. Tepkisel kıskançlık, çiftin ilişkinin değerini ve bağlılığını hatırlamasına, birlikte sorun çözmesine zemin hazırlayabilir; bu tür kıskançlıkta kişiler tehdidi fark edip iletişim yoluyla ilişkiyi koruma eğilimi gösterirler. Araştırmalar tepkisel kıskançlığın ilişki yakınlığını artırdığını, çiftin birbirine daha fazla güven duymasına yardımcı olduğunu göstermiştir. Bu nedenle ölçülü kıskançlık, ilişkiyi canlı tutup eşler arasındaki bağlılığı güçlendirebilir. Eğer kıskançlık ilişkinde seni yoruyorsa, bunun nereden geldiğini birlikte anlamak mümkün. 📞Randevu oluşturmak için: 0 545 914 20 94 #ellestyle #ellestyleawards #kıskançlık #psikoloji #ailedanışmanlığı #ilişkiler #aileolmak #sevgi #kişiselgelişim #farkındalık
@ailedanismaniaysekarta
📷
Instagram
🔥 84
Instagram
9.0M+721.2K/h
“Koku” meselesi sandığınız kadar yüzeysel değil. Bazen bir çiftin arasına giren şey üçüncü bir kişi değildir. Bazen araya giren şey… gün boyu taşınmış bir yorgunluk kokusudur. Yakınlaşmak istemezsin. Dokunmak zor gelir. Cinsellikte geri çekilirsin. “Çok mu kötü kokuyor?” Bu cümle, kulağa basit gelir. Ama bazı ilişkilerde arzuya vurulan küçük bir kilit gibi çalışır. Çünkü koku; sadece hijyen değil, zihnin “yakınlaşmaya güvenebilir miyim?” sorusunu tetikleyen bir sinyaldir. Gün içinde: •ter kokusu, •yemek kokusunun üstte kalması, •aceleyle eve girip çıkmalar, •“kendime bakacak zamanım yok” hâli… Bunların her biri tek başına “problem” değildir. Ama ilişki şuna dönüştüğünde problem başlar: “Sen bana yaklaşınca, bende ‘istek’ değil ‘yük’ hissi uyanıyor.” Bu yaşanan çoğu zaman “sevmiyorum” değildir. Bu, ilişkide arzu sisteminin yorgunlukla karışmasıdır. Çünkü arzu, sadece bedensel değil; aynı zamanda psikolojiktir: •“görülüyor muyum?” •“değerli miyim?” •“benim de alanım var mı?” •“ben de kadın/erkek olarak hatırlanıyor muyum?” Eğer evin içinde kişi sürekli: anne / baba / çalışan / aşçı / temizlikçi rolündeyse… bir yerden sonra eşini değil, iş arkadaşını görmeye başlar. Ve o zaman beden “yakınlaş” değil, “uzak dur” der. Bu konu “Sen kokuyorsun” kavgası değil. Bu konu aslında şudur: “Biz birbirimize çekici gelmeyi nerede kaybettik?” Ve güzel haber: Bu değişmez değil. Ama “koku” üzerinden konuşulan şey çoğu zaman daha derin bir bağ ihtiyacını saklar: •tükenmişlik, •ilgisizlik, •değersizlik, •eşitsiz yük, •görünmeme… Eğer ilişkinde şunlar varsa: •“Dokunmak istemiyorum.” •“Yaklaşınca geriliyorum.” •“İçimden gelmiyor ama nedenini de anlatamıyorum.” •“Beni itiyor gibi hissediyorum.” •Cinsellik zorlanıyor, •Beden geri çekiliyorsa… Bu sadece “hijyen konusu” değil. Doğru yerden ele alındığında, arzu geri gelir. Çünkü arzu, çoğu zaman güvenli bağın üstüne tekrar inşa edilir. Eğer ‘dokunmak istemiyorum’ hali sizde de varsa, bu çoğu zaman cinselliğin değil, yükün ve bağın alarmıdır. Bu döngüyü birlikte çalışabilir, bu yolda sana eşlik edebilirim. 📩 DM / 📞 0545 914 2094 #cinselyaşam #cinsellik #cinseleğitim #cinsel #ailedanışmanlığı #ilişkiler #aileolmak
@ailedanismaniaysekarta
🎵
TikTok
🔥 85
TikTok
3.0M+240.0K/h
✨Aşk, insan ruhunun en derin ve en karmaşık duygularından biridir. Onu yalnızca bir heyecan, bir bağlılık ya da geçici bir tutku olarak tanımlamak eksik kalır. Çünkü aşk, insanın hem kendisini hem de karşısındakini yeniden keşfetme biçimidir. Bazen bir bakışta başlayan sessiz bir yakınlık, bazen yıllar içinde kök salan derin bir sadakat olarak ortaya çıkar. Bu yönüyle aşk, yalnızca kalbin değil; hafızanın, hayallerin ve ruhun ortak dili hâline gelir. ✨Duygusal açıdan aşk, insanın kendisini bir başkasında tamamlanmış hissetme arzusudur. Sevilen kişinin varlığı, günlük hayatın sıradan yüklerini hafifleten görünmez bir güç gibidir. Onun sesi huzur verir, yokluğu ise eksiklik duygusu yaratır. Bu nedenle aşk, insanın iç dünyasında hem mutluluğun hem de kırılganlığın aynı anda yaşandığı nadir duygulardan biridir. İnsan âşık olduğunda yalnızca sevinmez; aynı zamanda kaybetmekten korkar, özler, bekler ve derin bir bağın sorumluluğunu taşır. ✨Aşkın en güçlü taraflarından biri, insanı değiştirebilmesidir. Gerçek sevgiyle karşılaşan kişi daha sabırlı, daha anlayışlı ve daha merhametli hâle gelebilir. Çünkü aşk, insanın yalnızca kendi duygularını değil, karşısındakinin acılarını ve sevinçlerini de hissetmesini sağlar. Bu yüzden aşk, bireysel bir duygu olmaktan çıkar; iki ruh arasında kurulan görünmez bir köprüye dönüşür. ✨Ancak aşk sadece romantik anlardan ibaret değildir. Zamanla heyecanın yerini emek, anlayış ve sadakat alır. İlk günlerin coşkusu azalabilir; fakat gerçek aşk, tam da bu noktada kendini gösterir. Birlikte susabilmek, zor zamanlarda omuz olabilmek ve yıllar geçse de aynı gözlerde huzur bulabilmek aşkın olgun hâlidir. Çünkü sevgi, yalnızca güzel günleri paylaşmak değil; hayatın ağırlığını birlikte taşıyabilmektir. ✨Sonuç olarak aşk, insan yaşamının en derin duygusal deneyimlerinden biridir. O, bazen bir şiirin mısralarında, bazen uzun bir sessizlikte, bazen de küçük bir fedakârlıkta kendini gösterir. . . . . . #çiftterapisi #psikoterapi #ailedanışmalığı #keşfet #ailedanışmanı
@istiklallsavas
📷
Instagram
🔥 81
Instagram
2.7M+217.9K/h
“İki elin sesi varken beraber susmak..” Sahi, bizi ayrılığa götüren nedir? Her zaman çok büyük olaylar büyük yaşantılar mı bizi ayrılığa iter? Bazen küçük susmalarımızın birikip bir dağ olması, bazen birbirimize uygun olmadığımızı fark etmemiz. Bazen de artık bir şeyleri paylaşamadığımızı fark etmek; belki bir duyguyu, belki de bir evi… Tabii ki her ilişkinin her evliliğin her ayrılığın kendine ait bir dinamiği vardır. Çift terapisinde de bu süreci sağlıklı bir şekilde götürmek ya da bir şeyleri iyileştirmeye yönelik çalışırız. Buna adım atmak kolay değildir elbette. Ancak burada artığımız bir adım belki uzun süredir sıkışmış hissettiğimiz bir döngüyü değiştirmemize ya da oradan çıkmamıza yardımcı olur. Sadece bu adım atmak için biraz cesarete ihtiyacımız var 💖 📹: @empati.ntv_ Bireysel veya çift danışmanlığı için bilgi almak isterseniz; 0505 418 2355 nolu WhatsApp hattından ulaşabilirsiniz ✨ #psikologsevdacoskun #samsunpsikolog #onlineterapi #samsunçiftterapisi #ailedanışmanlığı
@psikologsevdacoskun
📷
Instagram
🔥 83
Instagram
2.4M+192.1K/h
Bu sahneyi ( “Mutsuzsak benim suçum… konuşamıyorsak benim suçum…” ) seans odasında gördüğümüzde, çoğu zaman mesele “kim haklı?” değil; ilişkinin duygusal güvenliğinin bozulmasıdır. Gottman çerçevesinde bu tablo genellikle şöyle çalışır: İlişkide bir taraf, stres ve kırgınlık biriktikçe duygusunu eleştiri/şikâyet diliyle (üstü kapalı suçlama, ima, “sen hep…/sen hiç…”) dışarı verir; diğer taraf bunu “problem çözme” çağrısı gibi değil, kişiliğine saldırı gibi algılar ve savunmaya geçer. Savunma işe yaramayınca da sinir sistemi “tehlike” moduna girer; kişi ya yükselir ya da kapanır. Gottman’ın “Dört Atlısı” burada devreye girer: Eleştiri (kişiliğe yüklenme), savunma (kendini aklama/karşı saldırı), bazen aşağılama (üstten bakış, küçümseme), en sonunda da duvar örme (iletişimi kesme, içe çekilme). Özellikle “devamlı suçlandığını hisseden” kişi için iş/telefon/hobi, çoğu zaman keyiften çok kaçış ve regülasyon aracına dönüşür: “Yanlış bir şey söylemeyeyim, yine kavga çıkmasın” diye geri çekilir; geri çekildikçe diğer taraf daha yalnız ve değersiz hisseder; yalnızlık arttıkça suçlama dili sertleşir; sertleştikçe geri çekilme büyür. Yani içerideki asıl döngü şudur: Biri yakınlık talep ederken eleştirir; diğeri eleştiriyi tehdit sayıp uzaklaşır. Bu döngü uzadığında “negatif duygu baskınlığı” oluşur: Nötr bir cümle bile kötü niyetli okunur, iyi niyet görünmez olur, “İyi misin?” sorusu bile geç kalmış bir formalite gibi hissedilir. Eleştiri–geri çekilme döngüsü, çiftlerde en sık çalıştığımız ilişki örüntülerinden biridir. Uygun çerçevede destek almak, bu döngüyü görünür kılar. 📞Randevu oluşturmak için: 0 545 914 20 94 #cinsellik #psikoloji #aileolmak #ailedanışmanlığı #ilkveson
@ailedanismaniaysekarta
🎵
TikTok
🔥 79
TikTok
1.0M+80.0K/h
Evlilikte para harcatma #ailedanışmanlığı #uzmanpsikolog
@psikologkamileerbas